Sunday, October 15, 2006
TATİL DÖNÜŞÜ...
İspanya tatili dönüşü; biraz kendimize geldikten sonra, 01 Mart 2006'da soluğu, Alman Hastahanesi'nde aldık. 02 Mart'ta ise, tedavi sürecim başladı. Bizim deneyeceğimiz "mikro enjeksiyon" yöntemi, karışık tıbbi terimler kullanmadan, en basit anlatımıyla, anneden çok sayıda yumurtanın toplanarak, babadan sağlanan spermlerin, labaratuvar ortamında birleştirilmesi ve elde edilen bir ya da birden fazla embriyonun annenin rahmine yerleştirilmesi işlemi. Tabii, bu basit anlatımın sonuca ulaşmasına kadar, önünüzde oldukça meşakkatli bir süreç var. Her ay, normalde, bir adet yumurta üretimi için doğa tarafından programlanmış olan yumurtalıklarınızın; yaşınıza ve fiziksel durumunuza göre, birden fazla yumurtlaması sağlanıyor. Bunun için ise, yüksek dozlarda ilaç ve iğne kullanımlarınız oluyor. Doktorunuzun 2'şer gün arayla yaptığı yumurtalık kontrolü ve kan sayımlarınıza bakılarak, ilaç dozajlarınız ayarlanıyor.Ve bir gun ( benim 12 gun sonra idi), doktorunuz diyor ki; "şu gün şu saatte gel ( 14 mart 2006), yumurtalarınız toplanacak". Siz, bu süre zarfında, internetten işlemin nasıl bir şey olduğunu araştırsanız da; ya da daha önce aynı evrelerden geçmiş arkadaşlarınızın başını ağrıtıp bilgi almaya çalışsanız da, görüyorsunuz ki, "5 dakikalık bir şey" olarak tanımlanan " yumurta toplama işlemi", öncesi ve sonrasıyla herkes için farklı bir süreç. Benim içinse, oldukça zorluydu. Operasyona girmeden önce bana verilen ilaç etki etmeye başladıkça, belki biraz da heyecandan olsa gerek, ölüyorum sandım. Normalde de düşük olan tansiyonum, daha da düşmüştü, korkunç bir baş dönmesi ve mide bulantısıyla gözlerim kararıyordu. Operasyon odasına nasıl götürüldüm, nasıl bayıltıldım, hatırlamıyorum bile. Herkes, operasyondan çıktıktan 15 dakika sonra evine giderken, ben yaklaşık 2 saat gözetimde tutuldum. Hatta, operasyon için beni bayılttıklarında, normalde 6 olan küçük tansiyonum 3'e düşmüş ve doktorları bir hayli korkutmuşum. Neyse ki tansiyonum, 4,5,6 derken normale döndü ve elimde kullanmam gereken ilaçlar listesi, ve transfer tarihimle ( 3 gün sonrası) birlikte dışarı çıktım.Tabii, bu arada beni dışarıda bekleyen eşim, annem ve kızkardeşim bir hayli endişelenmişlerdi. Eve döndükten sonra bekleyiş suresi belki koca bir yıl değil ama, koca bir ay gibi geldi bana. Bu sürede, toplanan yumurtalar( 18 adet), eşimden alınan spermlerle laboratuar ortamında döllenmiş; embriyoların gelişmeleri bekleniyordu. Daha önce bize verilen tarihten bir gün önce hastahaneye gelmem istendiğinde, bir aksilik olduğunu düşünüp, oldukça endişelendik. Ancak, yine de moralimizi bozmadan, hastahaneye gittik. "Tüp Bebek Merkezi"nde, önce grup halinde, grubun psikoloğuyla bir görüşme yaptık. Anlaşılan bana pek etki etmemiş olacak ki, konuşmanın içeriğini bile hatırlamıyorum. Sanırım, hayatımızda yeni bir dönemin başlayacağına ilişkindi. Sonrasında ise, sıra ile transfer işlemleri başladı. Rahminize, hücre bölünmeleri başlamış embriyoların yerleştirilmesi olarak adlandırabileceğimiz bu işlem öncesinde, çok su içmeniz isteniyor, mesanenizin dolu olması amacıyla. Böylece rahim dolu mesanenin baskısıyla daha aşağıya geliyor; embriyolog da, yerleştirme işlemini daha kolay gerçekleştirebiliyor. Sırasını bekleyenlerin, tabii bu arada, halimi görmeliydiniz. İdrarımızı altımıza kaçırmamak için, sıkışmış halde, bir o yana bir bu yana koşuşturuyorduk. İdrarını birazcık yapıp rahatlamak için hastabakıcılardan izin isteyen ve sonrasında, mesanesinde yeterli idrar kalmış mı diye kendisine ultrasonda baktıranlar; kendini tutamayıp, tuvalete giden ve sonrasında bir şişe su daha içenler...Tam bir curcuna idi. Nihayet, benim sıram geldi. İçerdeki işlem, bu defa çok kısa. Hiç bir şey de hissetmiyorsunuz. İçeriye girerken bol bol dua ettim ve sonucun hayırlı olmasını diledim. Rahmime 4 adet embriyo yerleştirildi (dördü de tutsaydı ne yapardık, tahmin bile edemiyorum). Yatar pozisyonda dışarı çıkarıldım ve yarım saate yakın dinlenmem istendi. Bu arada tuvalete gidebiliyorsunuz ancak, herkes yeni yerleştirilen embriyolar düşer diye korkuyor ( gerçekle hiç ilgisi yok) ve biraz daha sıkışık durumda kalmayı tercih ediyor. Devamı bir sonraki "post"da...
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment