<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2460785673044022388</id><updated>2011-04-22T04:11:30.085+03:00</updated><title type='text'>İkizler</title><subtitle type='html'>Bugün, Ekim 13,2006.Alp ve Mert henüz dünyaya "merhaba" demediler.Bu blog onların hikayesi...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://alp-mert.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alp-mert.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ikizler</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17430034797410555482</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>4</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2460785673044022388.post-3025888943951179662</id><published>2006-10-23T19:32:00.000+03:00</published><updated>2006-10-23T22:13:10.325+03:00</updated><title type='text'>Uçak Yolculuğu...</title><content type='html'>30 Temmuzda gittiğimiz kontrolde, daha öncekilerde olduğu gibi, " gelişmelerin iyi olduğu, herşeyin normal gittiği" mesajını duyacağımızı; elimizde, bebeklerimizin "ultrason" görüntüleri ile mutlu, mutlu evimize döneceğimizi düşünürken; doktorumuzun yüzü, ilk ultrason görüntüleriyle birlikte buruştu, değişti ve hemen-acil olarak- hastahaneye yatmam gerektiğini söyledi. Rahim yetersizliği teşhisi sonucu, 2 gün antibiyotik tedavisinden sonra, "serklaj" ameliyatı olacaktım. Rahim ağzında, 2cm'lik bir açılma olmuş ve önlem alınmadığı takdirde, bebeklerin zamanından çok önce doğma riski varmış. "Servix" yetmezliğinin, genellikle ikiz bebek bekleyen annelerin çoğunda olabildiğini, rahim ağzının torba şeklinde büzülerek, dikiş atılması gerektiği; doğuma kadar da, sıkı bir dinlenmeye gereksinim olduğu söylendi bize. Ne kadar soğukkanlılığımızı korumaya çalışsak da, göz yaşlarımı tutamıyordum. Her şey yolunda giderken, neden böyle bir şey olmuştu anlayamıyordum. Neyse ki, operasyon iyi geçti ve ben 3 gün sonra taburcu oldum; elimde, kullandıklarıma ek olarak, bir torba ilaç; ayrıca da, tuvalet ihtiyacı dışında, yataktan kalkmam gerektiğine dair sıkı sıkıya tembihler. Bir sonraki kontrole kadar, hep "Acaba halen bir risk var mı, bir şey olur mu" endişesiyle geçti. Ağustos sonuna kadar 2 kontorolden daha geçtim, dikişler tutmuştu, herşey yolunda gidiyordu; ancak, bu kez de, Eylül başında yapmayı planladığımız Amerika seyahatine doktorumuz izin vermiyordu. Kabus dolu günler...Amerika'daki doktorumuzla telefon trafiği, daha önce aynı ameliyatı geçirmiş olanlarla görüşme ve internet araştırmaları sonunda, uzun Amerika yolculuğunun getirebileceği riski almaya karar verdik. Tüm yolculuk boyunca, oturur pozisyonda olacaktım nasılsa. Bir şey olursa da , uçaktan iner inmez, Houston'da doğumu yapacağım hastahaneye acil gidebilirdim. Nihayet, uçuş günü olan 3 Eylül geldi; KLM kontuarına, uçağımızın saatinde kalkacağını düşünerek, bagajlarımızı teslim ettik. Ancak, yine kabus! Teknik arıza sonucu, maalesef, 24 saat gecikmeyle Amsterdam'a hareket edebildik. Oradan da, Houston'a geldik. Yolcuğun 3 saatlik kısa bölümünü ekonomi sınıfında, biraz rahatsız geçirsem de, Amsterdam- Houston arasını, 50 kişilik özel "business" uçağında, toplamda 20 kişiyle birlikte yaptık. Gerçekten de, rüya gibi bir yolculuktu...Ne zaman bindik, 11 saat nasıl geçti hiç anlamadım. Servisin kalitesi yanında, koltukların rahatlığı bana hiç sıkıntı çektirmedi ve korktuğumuz başımıza gelmeden, sağ-salim Houston'a geldik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="400" height="341"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/6l0T1PjSxorBh3EKY"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/6l0T1PjSxorBh3EKY" type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="341" allowfullscreen="true"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xioko_houston-gunler"&gt;HOUSTON GÜNLER?...&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Uploaded by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/kanibirm"&gt;kanibirm&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2460785673044022388-3025888943951179662?l=alp-mert.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alp-mert.blogspot.com/feeds/3025888943951179662/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2460785673044022388&amp;postID=3025888943951179662' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default/3025888943951179662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default/3025888943951179662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alp-mert.blogspot.com/2006/10/uak-yolculuu.html' title='Uçak Yolculuğu...'/><author><name>ikizler</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17430034797410555482</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2460785673044022388.post-8095032223686789432</id><published>2006-10-19T21:05:00.000+03:00</published><updated>2006-10-23T21:04:00.280+03:00</updated><title type='text'>İlk Hamilelik Duygularım...</title><content type='html'>Biraz dinlenip, kendime geldiğimde; bundan sonraki 3 gün boyunca, çok fazla hareket etmemem, strese girmemem ve bol bol dinlenmem gerektiği öğütleriyle dışarı çıktım. 15 günün sonunda ise, embriyoların rahimde tutunup tutunmadığı yani hamileliğin oluşup oluşmadığının kontrolu için kan testi yaptıracaktım. Muhsin ile birlikte, hastahaneden ayrılırken " Çok şükür bu işlem de bitti, biz üstümüze düşeni yaptık, bundan sonrası kısmet işi " diye düşünüyorduk. Nihayet 15 gün geçti. Bu süre zarfında, kendimi bebek olayına fazla kaptırmamaya çalıştım, sonradan çok üzülmemek adına... Buna rağmen, İspanyolca öğrenmek için gittiğim "Cervantes Enstitüsü"nden, ders arası, koşar adımlarla, sabah erkenden verdiğim kan testimin sonucunu almak için Alman Hastanesi'nin yolunu tuttum. Zarfı elime aldığımda, duyduğum heyecanı hayatım boyunca unutmam mümkün değil. "Beta CGH" seviyemin "254" olduğunu okudum. Açıklamalardan hamile olduğum hissine kapılıyor ama emin de olamıyordum. Nihayet, doktorum Mehmet Ali Bey'in yanına gittim. O da sonucu almıştı ve bana müjdeli haberi verdi. Sevincimi anlatamam, inanmak istiyor, ancak sonradan "bir yanlışlık oldu, esas değerler bunlar değil" gibi saçma düşüncelere kapılıyor, çok da sevinmek istemiyordum. Doktora bir kaç kez       " sonuçtan emin misiniz, gerçekten hamilemiyim, herkese soyleyebilirmiyim " diye sorduktan ve gerekli ilaç kullanımlarını aldıktan sonra, hastahaneden çıktım. İlk işim, eşime haber vermek oldu. İlk duyduğunda, O da inanamadı. Her ikimiz için de büyük sürpriz olmuştu gerçekten. Biz, kendimizi çok kaptırmamak, sonradan da üzülmemek adına, olumsuz habere, olumlu haberden daha çok hazırlanmıştık. Sonra da anneme haber verdim ve diğer sevdiklerime. 15 gün sonraki randevumuzda, bebeğimizin kalp atışlarını duyacaktık. İşte, o günden sonra, asıl bekleme süreci başlıyordu. Normal yolla hamile kalan anneler, hamileliklerinin farkına bile varmadan; ilk kontrollerinde, kendilerini 1 aylık, 1,5 aylık hamile bulurlar. Bizler içinse, durum çok farklı. Belli bir tedavi surecinden geçerek gebe kamışsanız; her gün, bir ömür gibi gelir size. Çünkü biten her gün, verdiğiniz emeğin karşılığında aldığınız bir ödüldür, sizi bebeğinize daha yaklaştıran...Artık, telefonlarımız daha sık çalar olmuştu. Arkadaşlarımla, bu güzel haber üzerine sohbet ediyor;  yapabilsem, sevincimi tüm dünyayla paylaşmak istiyordum. 15 gün içinde, "Beta CGH" düzeyinin düzenli yükselip yükselmediğini kontrol etmek için, 2 kez daha kan tahlili yaptırdım. Hamile olduğumu bilsem de, yine de, içimde hep bir korku vardı. Bu yüzden, her sonuç beni daha da bir rahatlatıyordu. Sonunda, 15 gün geçti. İlk ultrason kontrolümüzde, bizi bir sürpriz daha bekliyordu. Bir bebeğimiz olmasını beklerken, 2 tane bebeğimiz olacaktı. "Beta CGH" seviyemin yüksekliği nedeniyle, internette bir kaç yerde, ikiz olabilecekleri bilgisini okumuştum. Ancak doktorum bu konuda bir şey söylemediğinden, aramızda hep bir bebek üzerine konuşuyorduk. Allahım, ilk kalp atışlarını duymak; insanın içinde 2 tane hayat yeşerdiğini bilmek, ne güzel bir duygu. Biz kadınlar çok şanslıyız. Doğanın bize lütfettiği bu hediye için, her zaman şükretmeliyiz. İlk 3 ay "düşük" tehlikesini sürekli hissettim içimde. Sonrasındaki rutin kontroller, iğneler, ilaçlar, kontrole gideceğim günler için "gün saymalar"...Zaman daha kolay geçti sanki. Aldığım ilaç ve günde 4 adet "progesteron " iğnesi sayesinde, ilk 4 ay çok fazla kilo aldım ve 62 kilodan birdenbire 78 kiloya çıktım. Vücudumun çok kısa sürede bu kadar ağırlaşmasıyla, hamileliğimin çok erken döneminde, bacaklarımda kramplar oluşmaya başladı. Bu konuda, sizlere küçük bir tüyo verebilirim. Her nekadar, kramplar için kalsiyum ve magnezyum hapları önerilse de; ayrıca, "B" kompleksi vitaminleri almayı ihmal etmeyin. Zira, bana çok iyi geldi. Hamileliğimin yaz dönemine denk gelmesini bir şans olarak değerlendiriyor;  her gün bol bol yürüyor, olabildiğince denize giriyor ve yüzüyordum. Ta ki, 22.haftada gittiğimiz doktor kontrolüne dek....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2460785673044022388-8095032223686789432?l=alp-mert.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alp-mert.blogspot.com/feeds/8095032223686789432/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2460785673044022388&amp;postID=8095032223686789432' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default/8095032223686789432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default/8095032223686789432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alp-mert.blogspot.com/2006/10/biraz-dinlenip-kendime-geldiimde-bundan.html' title='İlk Hamilelik Duygularım...'/><author><name>ikizler</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17430034797410555482</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2460785673044022388.post-3753198174655048420</id><published>2006-10-15T01:02:00.000+03:00</published><updated>2006-10-19T21:05:29.046+03:00</updated><title type='text'>TATİL DÖNÜŞÜ...</title><content type='html'>İspanya tatili dönüşü; biraz kendimize geldikten sonra, 01 Mart 2006'da soluğu, Alman Hastahanesi'nde aldık. 02 Mart'ta ise, tedavi sürecim başladı. Bizim deneyeceğimiz "mikro enjeksiyon" yöntemi, karışık tıbbi terimler kullanmadan, en basit anlatımıyla, anneden çok sayıda yumurtanın toplanarak, babadan sağlanan spermlerin, labaratuvar ortamında birleştirilmesi ve elde edilen bir ya da birden fazla embriyonun annenin rahmine yerleştirilmesi işlemi. Tabii, bu basit anlatımın sonuca ulaşmasına kadar, önünüzde oldukça meşakkatli bir süreç var. Her ay, normalde, bir adet yumurta üretimi için doğa tarafından programlanmış olan yumurtalıklarınızın; yaşınıza ve fiziksel durumunuza göre, birden fazla yumurtlaması sağlanıyor. Bunun için ise, yüksek dozlarda ilaç ve iğne kullanımlarınız oluyor. Doktorunuzun 2'şer gün arayla yaptığı yumurtalık kontrolü ve kan sayımlarınıza bakılarak, ilaç dozajlarınız ayarlanıyor.Ve bir gun ( benim 12 gun sonra idi), doktorunuz diyor ki; "şu gün şu saatte gel ( 14 mart 2006), yumurtalarınız toplanacak". Siz, bu süre zarfında, internetten işlemin nasıl bir şey olduğunu araştırsanız da; ya da daha önce aynı evrelerden geçmiş arkadaşlarınızın başını ağrıtıp bilgi almaya çalışsanız da, görüyorsunuz ki, "5 dakikalık bir şey" olarak tanımlanan " yumurta toplama işlemi", öncesi ve sonrasıyla herkes için farklı bir süreç. Benim içinse, oldukça zorluydu. Operasyona girmeden önce bana verilen ilaç etki etmeye başladıkça, belki biraz da heyecandan olsa gerek, ölüyorum sandım. Normalde de düşük olan tansiyonum, daha da düşmüştü, korkunç bir baş dönmesi ve mide bulantısıyla gözlerim kararıyordu. Operasyon odasına nasıl götürüldüm, nasıl bayıltıldım, hatırlamıyorum bile. Herkes, operasyondan çıktıktan 15 dakika sonra evine giderken, ben yaklaşık 2 saat gözetimde tutuldum. Hatta, operasyon için beni bayılttıklarında, normalde 6 olan küçük tansiyonum 3'e düşmüş ve doktorları bir hayli korkutmuşum. Neyse ki tansiyonum, 4,5,6 derken normale döndü ve elimde kullanmam gereken ilaçlar listesi, ve transfer tarihimle ( 3 gün sonrası) birlikte dışarı çıktım.Tabii, bu arada beni dışarıda bekleyen eşim, annem ve kızkardeşim bir hayli endişelenmişlerdi. Eve döndükten sonra bekleyiş suresi belki koca bir yıl değil ama, koca bir ay gibi geldi bana. Bu sürede, toplanan yumurtalar( 18 adet), eşimden alınan spermlerle laboratuar ortamında döllenmiş; embriyoların gelişmeleri bekleniyordu. Daha önce bize verilen tarihten bir gün önce hastahaneye gelmem istendiğinde, bir aksilik olduğunu düşünüp, oldukça endişelendik. Ancak, yine de moralimizi bozmadan, hastahaneye gittik. "Tüp Bebek Merkezi"nde, önce grup halinde, grubun psikoloğuyla bir görüşme yaptık. Anlaşılan bana pek etki etmemiş olacak ki, konuşmanın içeriğini bile hatırlamıyorum. Sanırım, hayatımızda yeni bir dönemin başlayacağına ilişkindi. Sonrasında ise, sıra ile transfer işlemleri başladı. Rahminize, hücre bölünmeleri başlamış embriyoların yerleştirilmesi olarak adlandırabileceğimiz bu işlem öncesinde, çok su içmeniz isteniyor, mesanenizin dolu olması amacıyla. Böylece rahim  dolu mesanenin baskısıyla daha aşağıya geliyor; embriyolog da, yerleştirme işlemini daha kolay gerçekleştirebiliyor. Sırasını bekleyenlerin, tabii bu arada, halimi görmeliydiniz. İdrarımızı altımıza kaçırmamak için, sıkışmış halde, bir o yana bir bu yana koşuşturuyorduk. İdrarını birazcık yapıp rahatlamak için hastabakıcılardan izin isteyen ve sonrasında, mesanesinde yeterli idrar kalmış mı diye kendisine ultrasonda baktıranlar; kendini tutamayıp, tuvalete giden ve sonrasında bir şişe su daha içenler...Tam bir curcuna idi. Nihayet, benim sıram geldi. İçerdeki işlem, bu defa çok kısa.  Hiç bir şey de  hissetmiyorsunuz. İçeriye girerken bol bol dua ettim ve sonucun hayırlı olmasını diledim. Rahmime 4 adet embriyo yerleştirildi (dördü de tutsaydı ne yapardık, tahmin bile edemiyorum). Yatar pozisyonda dışarı çıkarıldım ve yarım saate yakın dinlenmem istendi. Bu arada tuvalete gidebiliyorsunuz ancak, herkes yeni yerleştirilen embriyolar düşer diye korkuyor ( gerçekle hiç ilgisi yok) ve biraz daha sıkışık durumda kalmayı tercih ediyor. Devamı bir sonraki "post"da...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2460785673044022388-3753198174655048420?l=alp-mert.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alp-mert.blogspot.com/feeds/3753198174655048420/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2460785673044022388&amp;postID=3753198174655048420' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default/3753198174655048420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default/3753198174655048420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alp-mert.blogspot.com/2006/10/tatil-dn.html' title='TATİL DÖNÜŞÜ...'/><author><name>ikizler</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17430034797410555482</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2460785673044022388.post-4646567139240165411</id><published>2006-10-13T18:34:00.000+03:00</published><updated>2006-10-15T00:52:17.497+03:00</updated><title type='text'>NASIL KARAR VERDİK ?</title><content type='html'>Yeni doğacak ikizlerimiz, Alp ve Mert için bir blog hazirlamaya karar verdim.Bu blogda, onların doğumundan itibaren, şu anda hiç aklıma gelmeyen  "anne" olmanın zorluklarını, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak, gerektiğinde yardiminizi almak, tecrübeli annelerle yazişmak isteğindeyim. Bu amaçla,  oluşturmaya karar verdiğim bu blogda sizlerin de yorum ve düşüncelerinizle  bana katılmanız dileğiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim ikizlerin hikayesi, Kasım 2005 ortalarında başladı. Bir gun, biraz da benim ısrarımla, Alman Hastahanesi Tüp Bebek Merkezi doktorlarından Sn.Mehmet Ali Akman ile gorusmeye gittik. O güne kadar, geçmişte bize verilen yanlış bilgiler sonucu, çocuk düşüncesini tamamen aklımızdan silmiş; ileriye dönük yaşam planlarımızı iki kişilik yapmış, kendimizi tüm dünyayı görmeye adamıştık. Muhsin 2000 yılında, ben de 2004 Mayısında işten ayrılmıştık. Çalışırken sadece bayram tatillerinde ve yıllık izinlerimizde, çok kısıtlı sürelerde, görmek istedigimiz yerleri (yurt içi ve dışı) gezebiliyorduk. Bu da, bize yetmiyordu tabii. Bankacılığı bırakınca, ilk işimiz Singapur, Malezya,Tayland ve HongKong'u kapsayan 2,5 aylık bir yurt dışı seyahati oldu. 2005'in kış aylarında, sırt çantalarımızla, daha önce gordüğümüz ancak özlediğimiz Paris, Amsterdam, Madrid, Barcelona,Lizbon seyahatlerimizi yaptık. 2005 yazında ise, yine sırt çantalarımızı hazırladık ve çoktandır gormeyi istediğimiz, Kars, Erzurum, Ardahan, Yusufeli, Kaçkar Dağları, Artvin ve Karadeniz kıyılarını, yaylalarını kapsayan çok guzel bir gezi yaptık. Daha önce de, bir turla Karadeniz seyahatimiz olmuştu. Ancak, turla yapılan seyahatlerde insan, bulunduğu yerleri doyasıya soluyamıyor. Zaten, göz açıp kapayıncaya kadar da tatil bitiyor. İşte, ne olduysa oldu; 2005 yazıyla birlikte bende, çocuk düşüncesi yeniden alevlenmeye başladı. Aslında, geçmişte, çocuğumuzun olma ihtimalinin düşük olduğunu öğrendiğimizde, doktorların elinde oyuncak olmak istememiş; yaşama iki kişi olarak devam etme kararı almıştık. Bu düşünce beni, ne yalan soyleyeyim, kadın olmama ve duygusallığıma rağmen, çok da fazla etkilememiş ve mevcut şartları kabul etmiştim. Öyle de çok mutluyduk; çocuk, " olmazsa olmaz" bir kural değildi. Derken, 2005 Kasım ayında, acaba yeni gelişmelerle,"Bir şansımız olabilir mi?" düşüncesi içinde, doktorumuz Mehmet Ali Bey'den görüşme randevusu aldık. Daha önceki test sonuçlarını gösterdigimizde; Mehmet Ali Bey bize, "mikro enjeksiyon" yöntemiyle, çocuk sahibi olma ihtimalimizin- zannettiğimiz kadar- düşük olmadığını soyledi. Şaşkınlığımızı size anlatamam. Bunu güzel bir yemekle kutlama kararı aldık. Ancak, doktorumuz bizi öylesine inandırmış olmalı ki; bu sefer, çocuğumuz olduğunda, şimdiki gibi özgür olamayacağımızı düşünmeye başladık. İnsanoğlu bir garip oluyor. Ve hemen, bir süredir öğrenmek için çaba sarfettiğimiz ve ders aldığımız İspanyolcamızı geliştirmek adına, İspanya'ya gitmeye karar verdik. Orada bir süre ispanyolca kursuna gidecek ve dönüşte de, "mikro enjeksiyon" yöntemini deneyecektik. 19 Aralık 2005'te başlayan İspanya seyahatimiz, 8 Şubat 2006'da son buldu. Bu sürede sadece İspanya'yı değil, Küba ve Fas'ı da ziyaret ettik. Seyahatin çoğunluğunda, Madrid'de kaldık. Geri kalan zamanlarda ise, daha önce de bir kaç kez gördüğümüz Andalucia ve Katalunya bölgelerini; bunun yanısıra da, kuzey İspanya'yı, Bilbao ve San Sebastian'ı yani Bask Bölgesi'ni dolaştık. Şimdi düşünüyorum da, insan hayatı çok kısa ve her yaptığınız yanınıza kar kalıyor. Doğru bir karar vermişiz. Bütünüyle çok güzel bir seyahatti. Dönüşte ise, artık bizi, zorlu bir sürecin beklediğinin farkındaydık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2460785673044022388-4646567139240165411?l=alp-mert.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alp-mert.blogspot.com/feeds/4646567139240165411/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2460785673044022388&amp;postID=4646567139240165411' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default/4646567139240165411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2460785673044022388/posts/default/4646567139240165411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alp-mert.blogspot.com/2006/10/nasil-karar-verdik.html' title='NASIL KARAR VERDİK ?'/><author><name>ikizler</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17430034797410555482</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
